Nasıl daha iyi yönetici oluruz?

Geçen sefer Psikolojik güvenlik konusuna değindiğim yazımda bir lider olarak nasıl bir ortam yaratmak gerektiğinden biraz bahsetmiştim. Gelin bugün de bu konuda bize yardımcı olabilecek bazı alanları keşfedelim.

Öncelikle ingilizce ismiyle ”5 Dysfunctions of a Team”, türkçe çevirisi ”Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı” olan Patrick Lencioni kitabından bahsetmek istiyorum. Bu model, ekiplerin ne kadar ‘yüksek performanslı’ olduklarını anlamalarına yardımcı olma konusunda gerçekten popüler hale geliyor.

Üst düzey liderlerin bunu kendi şirketlerinde değerlendirmek üzere gözden geçirdiğini duyuyorum. Kitap bence bu konuda okumayı sevenler için epey iyi bir kaynak. Maslow’un hiyerarşisi gibi, Lencioni’nin vurguladığı şey, ekipler için de bir seviye atlama ihtiyacının olduğudur. Tabii ki, hepimiz piramidin en üst noktasına odaklanmak için işe alındık, burada olmamızın nedeni bu. Ama Maslow’daki gibi, olmak istediğimiz yerin altında kalan kısımları çözmezsek, gitmek istediğimiz noktaya varmak çok daha zor olur.

Birbirine güvenmeyen bir ekip, kendi içinde sağlıklı bir çatışma yaşayamaz. Bu olmadan da ekip olarak bir taahhütte bulunamazsınız ve birbirinizi sorumlu tutamazsınız. Elbette önceki katmanlarla mücadele eden ekiplerde de sonuçlar elde edilecektir, hepimiz çalışıyoruz boş durmuyoruz ya. Fakat elde edilen sonuçlar asla en üst düzeyde olamayacaktır.

Kitabın web sitesinde size destek olabilecek harika araçlar var. Ekiplerinizle birlikte gelişmek istiyorsanız her seviyede lider olarak yapabileceğiniz pek çok şey . Bence gerçekten keşfetmeye değer.

Eminim bu konularda okumayı seviyorsanız türkçeye ”Hizmetkar Liderlik” olarak çevrilebilecek bir liderlik yöntemi olan ”Servant Leadership” modelini de duymuşsunuzdur. Bu modeli daha önce okuyup veya inceleyen var ise düşüncelerinizi duymak isterim doğrusu. Bana göre en güçlü liderlik tarzlarından biridir ve yeni liderlerin her zaman biraz üzerine vakit harcamasını önerdiğim bir alandır. Etkili bir lider olmak isteyenlerin pek çok temeli, bunun içinde gömülü olarak bulabileceğini düşünüyorum.

Aşağıda sağ tarafta, Larry Spears’ın konuyla ilgili çalışmasından hizmetkar liderliğin 10 özelliği olan ve ekiplerin aradıklarını belirttiği terimler yer alıyor. Bu liste size, ekibinizin ‘komuta ve kontrol’, ‘korku temelli’ ve ‘dediğimi yap’ olmadan daha iyi performans göstermesini sağlamada yardımcı olur. Elbette tek başına herşeyi çözecek bir ilaç değildir ve tüm etkili liderlerin farklı zamanlarda farklı liderlik modellerini anlaması ve uygulaması gerekir, ancak bu modern organizasyonlardaki herhangi bir lider için bana göre “varsayılan” olmalıdır.

Eğer yapmaya çalıştığınız şey yöneticilerinizi geliştirmekse, herhangi bir etkiniz olup olmadığını bilmeniz gerekir – bunu yapmanın birçok yolu vardır – ancak yöneticilerin ölçümünü bu yolculuğun temel bir parçası haline getirmeyi düşünün – bunu yapmanın çeşitli yolları şirketlerinizde mutlaka vardır, fakat aralarından gerçekten işe yarayanını kullanmaya gayret edin.

Mesela yalın alan konusundan ”Gemba” fikrini seviyorum. Toyota yöneticilerinin İngiltere’deki bir Nissan fabrikasını ziyaret etmeleriyle ilgili harika bir hikaye var ve ilk istedikleri üretim katına gidip işçilerle konuşmak olmuş. Değer yaratma o kadar önemlidir ki, insanları ve çevreyi anlamak, bir organizasyonun işleyişi için çok önemlidir.

Aynı zamanda, insanların sesini yükseltmesini güvenli hale getirmek ve TÜM sesleri duymak da öyle. Özellikle yöneticilerin proje odaklı konuşmalarını daha çok ‘ekip nasıl, ortam nasıl, neyle mücadele ediyorlar, neyi iyileştiriyorlar’ üzerine çevirmelerini sağlayarak, asıl değer yaratıcılarımıza hak ettikleri odağı verdiğimizden emin olmalıyız.

Son olarak şunu kabul etmeliyiz – Yöneticiler olarak, hiçbirimiz mükemmel veya “ermiş” değiliz – daima iyileştirme alanları bulup, bunları kişisel gelişim planlarımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Kendi yöneticinizle siz de korkmadan bunlar hakkında konuşun.

Eksiklerimizi kabul etmek, daha iyi olmanın ilk adımıdır.