Pandemi sırasında edinilen alışkanlıklar

Yeni alışkanlıklar oluşturmak
Mart 2020’den beri, yani uzun bir süredir COVID-19 salgını nedeniyle çoğu kişi ofisini ziyaret etmeden evden çalışıyor. 
Peki neden buna takıldım? 

Çünkü Avrupa Sosyal Psikoloji Dergisi’nde (European Journal of Social Psychology) yayınlanan bir araştırma, yeni bir alışkanlığın oluşmasının 18 ila 254 gün arasında sürdüğünü belirtmiş. İnsan beyni, alışkanlıkları tercih ediyormuş çünkü bu şekilde daha verimli hale gelebiliyor ve diğer görevler için zihin serbest kalıyormuş.

İyi de bize ne bunda diyebilirsiniz ama işte aklıma takıldı bir kere günlük davranışlarımızın çoğu aslında alışkanlıklardan oluşuyorsa ve biz bunları düşünmeden her gün aynı şekilde tekrarlıyorsak, pandemi boyunca  evde çalışma gerekliliği ile birlikte benim gibi ofis tabanlı çalışanlar acaba iyi ya da kötü, hangi yeni alışkanlıkları, yeni rutinler geliştirmiş olabilir diye düşündüm.

Açıkcası ben özellikle şunu yapayım diye birşey hatırlamıyorum, ama merak ettim sizin daha önce sahip olmadığınız, bilerek veya bilmeyerek yarattığınız yeni bir alışkanlık var mı?

Mesela bir sonraki sanal toplantım başlamak üzere olduğunda hatırlatıcılara hemen yanıt vermeye bilinçli olarak kendimi şartlandırdım mı? Sabah ofise gidip gelirken Radyo dinlemek yerine, o zaman dilimini uykuya mı yoksa daha fazla toplantı eklemeye mi harcamaya başladım.

Sürekli evden çalışmanın hem kendim, hem iş arkadaşlarım, hem de ev ahalisi açısından etkileri ne oldu, hiç düşüdünüz mü?

Aslında ben uzun zamadır yani Pandemiden çooook önce de evden çalışan biri olduğum için hep uzaktan çalışmanın artılarını ve eksilerini düşünüyorum. Uzaktan yüksek performanslı ekipler oluşturmak ve çalışmak mümkün olsa da, iletişimin öneminin arttığının farkındayım. Neden? Niye? Çünkü uzaktan çalışırken birinin durumunu tam olarak anlamamak ve bazı konuları gözden kaçırmak çok kolaydır. İnsanlar olarak, beden dilini ve ses tonunu kullanarak ince sinyalleri toplamakta harikayız. Örneğin, başkalarıyla yakınlık kurmanın en temel yollarından bazıları gülümsemek, onlara bakmamak için çenenizi aşağı eğmek, el sıkışma güçlerini eşleştirmek ve daha inandırıcı görünmek için konuşmanızı yavaşlatmaktır. Zorluk şu ki, uzak bir ortamda bunlar o kadar yardımcı olmuyor, bu yüzden ben ilişki kurmayı ve sürdürmeyi daha zor buluyorum ve bu benim için her zamann bir gelişim alanı oldu.

Uzaktan çalışırken, başlangıçta her zaman açık, sürekli erişilebilir olma ihtiyacı hissettim. Sonra yavaş yavaş, öğle yemeğinde masamdan ayrılma alışkanlığı edinme ihtiyacını fark ettim. Açık konuşayım, eskiden toplantılar arasında birileriyle iki sohbet çevirirdim, ama şimdi yeni alışkanlıklarımdan biri de bütün günleri sanal toplantılarla geçirmek. Başlangıçta hepsi arka arkaya ve bir günde sıkışmış olarak ilerliyordu fakat fark ettim ki bu sürdürülebilir olmadığı gibi verimli de değil. Dolayısıyla takvime kendime nefes alacak zamanlar eklemeye başladım. Tıpkı ofiste iki toplantı arası boşluğumun olduğu ve gidip başkalarıyla sohbet edip kafa dağıttığım gibi.

Aynı şekilde, bu yeni hiper bağlantılı dijital çalışma ortamında, başka incelikli alışkanlıklar edinmeyi de öğrendim – 30 dakikalık toplantılar 25 dakikaya, 60 dakikalık toplantılar 55 dakikaya dönüştü ve bu zamanı gidip içecek yada atıştıracak birşeyler almak, WC’ye uğramak 😀 ve biraz da hareket etmek, esnemek, hatta camdan dışarısını seyretmeye ayırarak gözlerimi dinlendirmek için kullandım.

Anlık mesajlar konusu beni çok böldüğü için bazen ulaşılamaz yaptım kendimi ki gerekli iş konularına odaklanabildim. Bazen de sadece bir sohbet için toplantı ayarladım ve arkadaşlarım veya ekibimle iş dışı sohbetler ettim.

Salgının bana hatırlattığı şey, her ekibin ve her ekip üyesinin kendileri için en uygun yolu bulması şartıyla, uzak bir ekipte güçlü ilişkiler kurmanın mümkün olduğudur. Bana göre bu pandemi çoğumuza farklı seçenekleri deneme ve bireysel olarak bizim için ve aynı zamanda parçası olduğumuz ekipler için neyin en iyisi olduğunu bulma fırsatı verdi. 

Benim bildiğim muhtemlen beni kolay kolay kimse tekrar haftada en az 4 gün ofiste olmak gibi bir alışkanlığa geri döndüremez, ama buna karşın iş yerime ve çalışma arkadaşlarıma taahhüdüm, ihtiyaç duydukları şeyleri benden zamanında ve en iyi kalitede alabilecek olmalarıdır.