Mükemmel olmak…

Aslında siz, düşündüğünüzden çok daha mükemmelsiniz. Beni asla, şu anda yaptığınızdan daha fazlasını yapamayacağınız konusunda ikna edemezsiniz. Bence sadece içinizdeki tüm enerjiyi vermiyorsunuz ve dahası, bunun böyle olduğunu siz de biliyorsunuz.
Mükemmel olmak çok zorlayıcıdır ve çoğu zaman insanın üzerinde biraz olumsuz etki yapar, bu da insanların kendini normal modda işlerini yürütmesine sebep olur. Herkes mükemmel olamaz, ya da öyle olsa adı “mükemmel” değil “normal” olurdu. Herkes aynı da değildir, fakat herkes yaptığından biraz daha fazlasını yapabilir.

Biraz fazla felsefik bir giriş oldu sanırım ama, aslında fark ettim ki, insanlar hep ne kadar mükemmel olduklarını göstermek istiyorlar ve bunun ne kadar zor olduğunu anladıklarında, göz ardı ederek bunu göstermekle uğraşmaktan kaçınıyorlar. Kalabalığın içinden sizi ayrıştıracak olan mükemmel çalışmayı gerçekleştirmek için harcanacak çaba, birçok kişiyi korkutup kaçıracak kadar fazladır. Bu, hergün rekabet içinde olduğunuz kişileri de kapsıyor. Buna iyi tarafından bakalım derseniz, en azından onların da sizin gibi tüm enerjilerini, güçlerini ortaya koymadıklarını düşünüp rahatlayabilirsiniz.
Eeeee, peki ya onlar öyle yapmıyorsa?

İnsanlar neden mükemmel olmaya çalışmaktan kaçarlar? Faydalı olacağına inandığım birkaç paylaşımda bulunmak istiyorum.
Dünyanın en büyük düşünürlerinden biri olan Albert Einstein der ki:”Büyük ruhlar her zaman vasat zihinlerin şiddetli muhalefeti ile karşılaştı”. Ben bir Einstein hayranı sayılırım ve yaptığı başarılı işler kadar bu sözünden daha anlamlı birşey olmadığını düşünüyorum.

Mükemmel olma çabalarının çevrenizde nasıl katledildiğine bir bakın. Ben özellikle kurumsal şirketlerde bunu görüyorum. Ortaya koydukları politikalarla mükemmeli arayan çalışan veya müdürleri sanki zaman kaybettiriyormuş gibi, değersizleştirmeye yönelik davranışlar sergiliyorlar. Hatta daha da öteye gidip, beklenen ödül yerine bazen ceza bile verildiği olabiliyor. Bu kulağa çılgınca geliyor olabilir ama gerçekten etrafımda bunlarla karşılaşıyorum! Resmen “Ortalama” olmaya prim veren ve mükemmel olanı marjinal göstermeye çalışan bir toplum içerisinde yaşıyoruz.

Ben herkesin içinde çıkmayı bekleyen farklı bir mükemmeliyet derecesi olduğuna inanıyorum, fakat yine bunu çoğunun kullanmayacağına inanıyorum. Gerçek şu ki, herkes mükemmel olmayı gerektirecek çabayı harcayabilecek cesarete sahip değil. Basit olan bir tarif var ortada, ama başkalarının yargılamasından, gelecek olan sorulardan ve farklı olmanın getireceği baskının korkusundan kişiler bundan kaçmaktalar. Çoğu, bir süre sonra mükemmeliyeti aramayı da bırakacak. Evet, bu bilinçaltında verecekleri bir karar! Yapılan en büyük fedakarlık ise, sıradan olana karşı “vaaay be!” demek ve mükemmel olmayanı kabullenmek olacak.

Oldum olası farklı bir kişiliğe sahibim. Çevremde olup bitene farklı bakarım. Çoğu zaman gördüklerimi herkesin gördüğünü zannederim ama yıllar böyle olmadığını bana gösterdi. Amacım aslında belki de çoğumuzun olduğu gibi rahat bir hayata kavuşmak ve erken emekliliğin keyfini çıkarmak. Fakat bu o kadar kolay birşey değil. Bunu elde edebilmek için çok sıkı bir şekilde çalışmanız gerekir. Aklımdan geçenleri ortaya söylediğimde ise hep bana bir “hayalperest” gibi bakarlar ve aslında o anda ne demek istediğimi açıkcası anlamazlar. Çoğuna göre bu düşünceler boştur ve normal bir şekilde işimde çalışarak hayat daha doğru bir şekilde yaşanmalıdır.

Şimdi bu şekilde düşünenler sizce ileride fikirlerimden birini uyguladığımda ve başarıya ulaştığımda bunu nasıl değerlendirecekler? Kullandığım arabanın markasına ve harcamalarıma bakıp zamanında buna ulaşmak için farklı olup mükemmelli aramamı algılayacaklar mı acaba? Gerçek şu ki, insanlar hiçbir zaman ilerlerken yolda yaptıklarınızı, fedakarlıkları, düşünce tarzınızı ve mantığınızı algılayamayacaklar. Onlar sadece sonuca göre yorum yapıp, kendi değerlendirmelerini gerçekleştirecekler. Yani pahalı bir araba ve zengin yaşam tarzı görürlerse, mükemmel diyecekler. Asıl mükemmeliyetin bundan önce olduğunu ve o araba ile yaşam tarzımın onun bir meyvesi olduğunu, hiçbir zaman kabul etmeyecekler.

Konuyu şu şekilde sonlandırayım. Bazıları gerçek mükemmele asla ulaşamayacaklar, bazıları ise o mükemmeli kabul etmeyecekler. Bunun sizi durdurmasına izin verip “ortalama” olmayı kabullenmeyin. Mükemmele ulaşmak için fedakarlıklar yapmaya değer mi? Benim cevabım gayet net “Evet!”.
Tabiiki bu hepimizin yapması gerektiği şahsi bir seçim.

Siz neyi seçiyorsunuz?