Liste usulü Pazarlama

Sizin pazarlama aktiviteleriniz iş hedeflerinize mi yoksa sadece iyi bir fikirler listesine mi dayanıyor?

Yıllık performans incelemelerinizde rakamlar, yüzdeler ve grafikler var mı yoksa kendinizi subjektif bir şekilde paragraflar dolusu olarak mı anlatıyorsunuz ?

Haftalık toplantılarınız yıllık hedefinize ne kadar yaklaştığınızı gösteren dashboard ile mi başlıyor, yoksa yapılması gerekenler listesiyle mi?

Eğer yukarıdaki soruların ikinci kısmına evet cevabını verdiyseniz, “Liste usulü Pazarlama”diye adlandırdığım konuya adım atmışsınız demektir.

Bunu her zaman her yerde görüyorsunuzdur kesin ve belki de bazen suçluluk duyuyorsunuzdur. Fakat mecburen oluyor, çünkü müdürünüz gelip size “Hadi bakalım sosyal medyada cep telefonları veya farklı mecralar için kullanabileceğimiz dijital pazarlama araçları bul.” dediğinde kafanızda bu liste oluşuyor ve tüm pazarlama ekibi Merkez’de yöneticilerin taktir edeceği bir taktik bulmak için yarışa başlıyor.

InformationWeek’de Debra Donston-Miller’ın 10 Social Networking Don’ts isimli listesini okuyunca içimden komik bir liste yazmak geldi.

  1. Müdürünüzün size “The Twitter”a üye ol bakalım demesi.
  2. Bir blog açmışsınız ama içeriğiniz yok.
  3. Sosyal medyada yaptığınız tüm paylaşımlar reklam amaçlı.
  4. Şirketiniz için Markanız ile alakası olmayan bir iPad / iPhone / Android uygulaması yazdırmışsınız.
  5. Sadece satış ekibinizin arayacağı kelimeler için Google’da üst sıralarda görünmek için tüm paranızı harcamışsınız.
  6. Sadece çalışanların sizi takip ettiği şirketinizin twitter accountundan bir sonraki aktivitenizi paylaşıyorsunuz.
  7. Şirketinizin Facebook sayfasını tüm çalışanlarınıza gönderip onların “beğen”mesini istiyorsunuz.
  8. Ajansınızdan viral bir video veya bir oyun yaratmasını talep ediyorsunuz.
  9. Sosyal ağlarda size yöneltilen sorulara cevap vermiyorsunuz.

Ben burada keseyim en iyisi, yoksa beni oyunun kurallarını değiştirmekten kaçan ve gelecek jenerasyonun pazarlama tekniklerini kullanmamaktan dolayı azarlayanlar olabilir. Oysa ki beni tanıyanlar bilirler ki ben bugünün iş ortamında yaratıcılığın şart olduğunu savunanlardanımdır.Bunun için de yeni fikirleri denemenin, düzenli ve bilinçli bir plan neticesinde uygulanması gerektiğine inanıyorum. Yaratıcılık desteklenmeli ve teşvik edilmeli hatta ödüllendirilmelidir. Şirketlerimiz,yeni fikirleri bulmak için bakıyor olmalı ve onları uygun bir iş ortamında test etmeli ve sonuçlarından hem olumlu hem olumsuz ders almalıdır.

Sosyal medya hesapları tamamen tüketici ile irtibat halinde olmak için olmalıdır, farklı bir promosyon kanalı olarak kullanılmamalıdır. Bloglar yazarın değil, okuyucunun ihtiyacına cevap veriyor olmalıdır ve “fanlar” sayfanızı bir katmadeğer yarattığınız için “beğen”melidir girişte zorunlu olduğu için değil.

Yaratıcılık bizi ileriye taşımalıdır bunun için de yeni bir başlangıç yapılmalıdır,fakat her zaman olduğu gibi bir şeye başlamadan önce, bizim neyi yapmayı bırakacağımıza karar vermeliyiz çünkü çoğu zaman asıl yaratıcılık yepyeni birşey yaratmakta değil varolandan vazgeçerek de elde edilebiliyor.