Boş vaktim yok diye sızlanıyorsanız, uyduruyorsunuz!!!

harcanan-saatlerGeçen gün Scott Behson’un güzel bir yazısını okudum. Kabaca bahsetmek gerekirse haftalık 168 saatimizi nasıl değerlendirdiğimizi ele alan bir hesaplama yapmış. Gelin birlikte inceleyelim.

Elbette akla ilk gelen şey uyku oluyor. 7 saatten az uyumak sağlık açısından faydalı olmayacağından hemen bu rakamı yani 49 saati düşelim, kaldı 119. Sonrasında iş yerinde geçirdiğimiz süreyi düşmek mantıklı olacaktır. Bunu da 8 saatten hesaplarsak 56 düşünce geriye 63 saat kalıyor. Aslında hafta sonu çalışmayanlar olabilir ama onlar da muhtemelen hafta içinde 11 saatten fazla çalışıyordur ki bu aşırı verimsizliğin göstergesidir. “Birkaç meslek dışında bu kadar zamanı iş yerinde geçirenler ya verimsizdir ya da gerçekçi olmayan beklentileri karşılamaya çalışıyorsunuzdur.”, şeklinde bir yorum yapmış Scott Behson. Yine bir haftada 56 saatten fazla çalışanların zamanı kullanma biçimlerini gözden geçirmesi gerektiğini ve yapılan araştırmalarda 6 saatten sonraki çalışmalarda verimliliğin düştüğünü ifade etmiş.

Biz hesabımıza bu noktadan sonra biraz farklı devam edeceğiz. Olayı azıcık Türkiye şartlarına uyarlayacağım. 63 saatten devam edecek olursak ve yolda geçen süremizi düşersek, ki buna İstanbul şartlarında günde 2 saat diyeceğim, kalıyor 49 saat. Hadi bir de günlük rutin ev işleri için 14 saat düşelim ve gelelim 35 saate.

Bu süre sizin ailenizle birlikte veya kendiniz için ayırabileceğiniz süre. Çocuklar, yemek yapmak ev ile ilgili sorumluluklar derken bir 20 saat de böyle düşünce kaldı mı size 15 saat.

Nasıl hiç vaktim yok derken bir anda karşınızda 15 saatı bulunca şaşırdınız değil mi? İşte bu süreyi eğer düzgün planlarsanız her hafta başka bir aktivite için kullanabilirsiniz. Düzenli spor yapmak isteyen haftada 4 saat ayırsa hala 11 saati boşta bekliyor. İster gezin, ister kitap okuyun veya hobi olarak yapmaktan hoşlandığınız ne varsa onu yapın.

Peki ama neden bu kadar zaman varken bizler zamanımız yok diye hayıflanıyoruz?

Bunun için 3 unsur saymış yazarımız:

1.Zaman emiciler: Bunlar aslında bir defa  yapmaya başladığınızda kendinizi rahat hissettiğiniz ve bırakmak istemediğiniz ama önemi olmayan etkinliklerdir. TV ve oyun konsolu veya Facebook’ta geçirdiğiniz vakitleri belirli sürelere kısıtlamaya çalışın. Bunun için en iyi yöntem 1 hafta boyunca neye ne kadar zaman harcadığınızı not etmek ve sonrasında planlayarak süreleri düzenlemek olacaktır. Yapmayın demiyorum sadece planlayın diyorum.

2.Zaman konfetisi:Başka bir Yazar olan Brigid Schulte “Overwhelmed” adlı kitabında zaman blokları ve zaman konfettileri diye iki kavram belirtmiş. Boş zamanımızı en iyi şekilde kullanmanın yolunu zaman blokları şeklinde ayırmaktan bahsetmiş. Örneğin, çocuklarınızla geçireceğiniz 1 saatlik blok 15’er dakikalık kısa dilimlerden çok daha faydalı olacaktır.

3.Teknoloji:Akıllı telefonlar, e-posta ve diğer iletişim teknolojileri gün içinde verimli çalışabilmek amacıyla tasarlanmış olsa da, 7/24 ulaşılabilir olma hissini veriyor insana. Fakat çevrenizdeki insanlara akşam eve gittiğinizde belli bir saatten sonra iletişim için bu yollara başvurmadığınızı ileterek, kendinize ekransız zaman dilimleri ayarlayabilirsiniz. Çok isterseniz yine belli bir saat belirleyip o saatte maillerinizi kontrol edebilirsiniz, ama en azından o ana kadar kafanızı rahatlmış olursunuz.

Elbette bu hesaplar herkese uyacak değil, hemen kendinize bunun neden buna uymadığını ortaya koymaya çalışmayın. Durup bir düşünün, gerçekten düzgün bir planlamayla bu kadar saat vaktinizi ayırabilecek olsanız neler yapmak isterdiniz?