Tecrübeyi değere çevirmenin yolu: Mentorluk

yodamentorİş hayatında anlaşılması gereken şeylerden bir tanesi de, hata yapmanın problem olmadığıdır. Sizce, herkes bulunduğu noktaya kariyerinde hiç hata yapmadan mı ulaşıyor? Önemli olan yapılan hatalardan ders çıkarabilmek ve tekrar etmemesi için çaba sarfetmektir. Tecrübe dediğimiz şey burada devreye giriyor işte. Deneyimlerle elde edilen tecrübeyi, bir katmadeğere çevirmek için mentorluk kullanılabilir.

Bu amaçla bazı şirketlerin mentorluk programları geliştirdiğini ve kullanıldığını duyuyor veya görüyorum. Bence tecrübeli birninin, bir başka tecrübesiz kişiye yol göstermesi çok güzel bir düşünce. Hatta teknolojik gelişmelerin hızla yayıldığı bu dönemde, tersi de geçerli olmaya başladı. Yani genç kuşaklar, üst düzey yöneticilere yeni teknolojilerin kullanımı konusunda mentorluk yapmaya başladı. Bazı şirketler bunu dışarıdan almaya çalıştıkları hizmet ile çözerken, bazıları da kendi şirketindeki kişileri değerlendirmeyi tercih ediyor. Açıkcası, ben ikincisini daha çok seviyorum. Şirketlerin böyle bir kültürü oluşturmasını ve şirket içinde konuyu sahiplenen kişilerin olması, kalıcı hale gelmesi açısından çok daha önemli gibi geliyor bana.

Genelde yöntem şu şekilde işliyor: Tecrübeli ve daha az tecrübeli iki kişi biraraya getirilir, bir yıl boyunca belirlenen bir konu üzerinde birlikte çalışmalarını sağlanır. Bu sayede kişiye özel bir eğitim ortamı yaratılmış da olunuyor aslında. Her iki çalışanın da motive bir şekilde, hızla gelişmesine imkan sunuluyor.

Burada özellikle liderlerin mentorluk rolünü üstlenirken dikkat etmeleri gereken bir konuya değinmek istiyorum. Lider olmak mükemmel olmayı gerektirmez. Bunu yaşadığım bir örnek ile açıklamaya çalışayım: Gelişimi üzerinde çalıştığımız bir arkadaşım bana bir gün, “Ömür, senden birşey öğrenebildiğimi zannetmiyorum.” dedi. Neden böyle düşündüğünü sorduğumda aldığım cevap, “Hiç hata yapmıyorsun ve bana iyi bir rol model olmuyorsun.”, şeklinde idi. Bu cevap beni gerçekten rahatlatmıştı. Çünkü aslında hata yapıyordum, fakat bunu göstermemek için çok çaba sarf ediyordum (Başarmışım gizlemeyi bu arada 😉 ). O zamanlar mükemmel olmam gerektiğini düşünüyor, aslında kişiye yararlı olabilecek bilgileri paylaşma fırsatını kaçırıyordum.

Bizler bazen kendi kendimizi kilitliyoruz. Başkalarına hata yaptığımızı gösterirsek sanki başarısız olarak nitelendirilecekmişiz gibi hissediyoruz. Bu yüzden de çoğu zaman öğrenme fırsatlarını kaçırıp, tekrar tekrar aynı hataların yapılmasına izin veriyoruz. Aslında bu pek de sorumlu bir kişi davranışı değil. İnsanların bizi örnek alması için her konuda mükemmel olmak gerekmiyor. Hatalarınızı kabul edebilmek ve bunları başkaları yapmasın diye onlarla paylaşmak daha etkili oluyor.

Burada asıl vermek istediğim mesaj, hata yapmanın o kadar da kötü birşey olmadığıdır. Yapılan her hata, sizi bir sonraki sefer doğru yapmaya daha da yakınlaştırır. Geçmişinizi şöyle bir düşünün bakalım, hangisi daha etkili oldu hayatınızda, başarılarınız mı, yoksa hatalarınız mı?

Her zaman sadece güzel şeyleri paylaşmayın, karşınızdakine değer veriyorsanız, ona yapıcı bir yaklaşımla hatalarını da gösterin ki, öğrenmesine katkı sağlayın.