Çocuklarımızın kişisel gelişimi için öneriler

Bilmiyorum siz de benim gibi çocuklarınızın güçlü, kendine güvenen birer birey olarak yetişmesini isteyenlerden misiniz? Bu zor görevin üstesinden gelmek için acaba nelere dikkat etmemiz gerekir?

Büyüklerimizin de dediği gibi “7’sinde neyse, 70’inde odur.” ifadesi, herhalde çocukluğun erken dönemlerinde fiziksel ve zihinsel gelişmelerinin çoğunu gerçekleştiğinin en yaygın örneği. Peki ama hangi etkenler acaba bu temeli sağlıyor?

Burada sıralamaya çalıştığım öneriler, bana göre çocuklarımızın kişisel gelişiminde katkı sağlayacak şeyler. Hayatı yaşamaya ve anlamaya başladıklarında, hem kendilerine güvenlerinin artmasını, hem de pozitif bakabilmeyi tetiklediğini düşündüğüm konular.

1. Öncelik onların olmalı:

Ebeveynlik şüphesiz en önemli önceliğiniz olmalıdır. Hepimizin işi ve evi yönetmek için zorlandığımız gerçeğini kabul etmemiz gerekir, fakat bu çocuklarımızla daha az zaman geçirmek için bir bahane olmamalı. Unutmayın hayatınızı siz yönetmelisiniz ve bu konuda aile ve özellikle çocuklar önceliğiniz olmalı. Gelişim aşamasında çocuğunuzla birlikteyken, gösterdiğiniz davranışlarınız, onun kişiliğinin gelişmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

2. Ebeveynlik becerilerinizi gözden geçirin:

Ebeveynlik kolay iş demedim ki 🙂 . Hiç birimiz doğuştan bu yeteneklere sahip değiliz, ne kadar çok kendimizi tanımaya kafa yorarsak, kendi yavrularımıza da o kadar çok yol gösterebilecek yeteneklere kavuşuruz. Çocuklarımızla iletişim halindeyken, kendimizi de takip etmeliyiz. Belli durumlarda nasıl davranıyoruz, bu davranışımızın çocuğumuz üzerinde nasıl bir etkisi var, onlardan beklediğimiz şeyler yaşlarına uygun mu yoksa abartıyor muyuz?

Burada en büyük yardımcımız elbette eşlerimiz olmalı. Kendimizin fark edemediği şeyleri, onların bize belirtmesi ve bu geri bildirimi kullanarak kendi davranışlarımızda değişikliğe gitmemiz çok önemli.

Aman haa, sakın bu geri bildirimleri yanlış anlayıp aile kavgasına dönüştürmeyin!!! Hepimiz insanız ve bazen davranışlarımızın başkaları üzerindeki etkisini fark edemeyebiliriz. Sonuçta amaçtan sapmayalım, her iki ebeveyn de çocuklarının iyiliğini istiyor.

3. Açık fikirli olun:

Maalesef öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, neredeyse her konuda bir şeyleri ve birilerini etiketlemeye bayılıyoruz. Çocuklarımız için de bunu yapmaktan çekinmiyoruz ve aslında bu onlara yaptığımız en kötü şey. Kıyaslama yaparken, “bilmemkim şöyle yapıyor sen niye yapmıyorsun?” dediğimizde aslında onun o işi yapamadığını kafasına yazıyoruz. İyi birisiyle bir kıyaslama yaparken, aslında sen iyi değilsin mesajı veriyoruz. Çocuklarımızın kendi kişiliklerinin oluşmasına ve bunu dışa vurmalarına izin vermeliyiz. Onları belli bir davranışı bizim istediğimiz şekilde yapma konusunda kısıtlayarak bunu sağlayamayız maalesef. Buradan da ebeveyne düşen zor görev, açık fikirli olmak. Bir düşünün bakalım, en basitinden kahvaltı dediğimiz şey illa tuzlu yiyeceklerden mi oluşmalı?  Hiç sadece tatlıyla kahvaltı yapan yok mu? Peki ya kahvaltıda illa ekmek yenmeli mi?

Alışkanlıklarımızın nereden geldiğini bazen hatırlamıyoruz bile ama yapıyoruz. Çocuklarımızın da kendi alışkanlıklarını oluşturmasına izin vermeliyiz, bizimkileri almalarını istiyorsak güzel davranışlarla örnek olmalıyız. Fakat onların da farklılıklarının olabileceğini kabul etmeyi becerebilmeliyiz.

4. Kabullenme:

Her bireyin bazı kusurları vardır ve çocuğumuz da bir birey olduğuna göre (öncelikle bunu kabullenmeliyiz!!!) onun da eksikleri mutlaka olacaktır. Burada ebeveynlere düşen en büyük görev, gelişim alanlarını tespit etmek ve bunları öncelikle kabullenmek olacaktır. Bu sayede kendisinden beklentileriniz daha gerçekçi olacaktır. İyi olduğu konularda daha da gelişmesini sağlamak için onu cesaretlendirin. Tutkularını ateşleyin, gidip de zaten zorlandığı konularda sürekli yüzüne o konuyu vurmayın.

Özellikle çocuklarının her konuda müthiş olduğunu düşünen veya öyle olmasını isteyen ebeveynlere sesleniyorum, lütfen yapmayın. Bırakın çocuklarınız başarılı oldukları konularda ilerlesin. Sırf sınıfındaki arkadaşlarından bazıları mesela yüzme konusunda ders alıyor ve başarılı oluyor diye sizin çocuğunuzun da yüzme konusunda başarılı olması için diretmeyin. Bazen çocukları üzerinden yarışan ebeveynler görüyorum ve çok ama çok üzülüyorum. Ebeveynlerin egoları yüzünden maalesef olan o çocuklara oluyor.

5. Yakın takipte olun:

Çağımızın gerçeği olan internet maalesef yaptığımız her şeye etki ediyor. Çeşitli medya biçimleri, çocuğunuzun davranışını etkilemede büyük rol oynar. Çocuğunuzun etkinliklerine ve ilgi alanlarına çok dikkat edin. Öğrendiği yeni şeyleri takip edin. Yasaklamak yada engellemek çözüm değil bunu da artık kabullenin. Evde olmasa, arkadaşına gidip oralarda internete ulaştığından, mümkünse güçlü olduğu alanlarda araştırma yapmasını teşvik edin.

6. Örnek olun:

Söylemesi kolay ama yapması bir o kadar zor bir konu. Unutmayın, çocuklarımız bizlerden gördükleri şeyleri taklit etme eğilimindedirler. Eğer onların bir şeyi yapmasını istiyorsak, bizler örnek olmalıyız. Konu dağınıklık ise, biz de dağınık olmamalıyız. Yatarken telefonla oynamasını istemiyorsak, biz de yatağa telefonla girmemeliyiz. Biliyorum çok zor ama her zaman en iyi davranışlarımızı sergilemeye gayret etmeliyiz. Aslında dikkat edecek olursak, onlara iyi bir örnek olmak için çaba sarf ederken, kendimiz de bundan faydalanıp, kişisel gelişimimizi devam ettirme konusunda adım atmış oluyoruz.

7. Net kurallar koyun:

Çocuğunuzun kişiliğini şekillendirirken uyulması gereken önemli kural, bir kural listesi oluşturmaktır. Hayat kurallardan ibaret değil midir? Eğer iyi bir iletişim ortamı oluşturmak istiyorsanız, bir kere herkesin aynı konularda anlaştığı bir yapı oluşturmalısınız. İnanın bana, bu çocuğunuzla aranızdaki ilişkiyi dahi olumlu yönde etkileyecektir. Yanlış anlaşılma olmasın, ben kısıtlardan bahsetmiyorum. Uç bir örnek vermek gerekirse şu da bir kural olabilir : Herkes odasında istediği gibi dağınık kalabilir.

Amacınız sadece net olarak herkesin aynı şeyi kabul ettiği ve o konuda uyarı aldığında itirazın oluşmayacağı bir iletişim ortamı yaratmayı sağlamak olmalı. Burada yine eşlerin birbirine desteği çok ama çok önemli. Konulan kurallar mantık çerçevesinde ve bireylerin hepsi tarafından kabul edilmiş olmalı. Çocuklarınız 10-12 yaşlarında ise aile toplantıları yaparak bu tip konularda ortak karar almanızı tavsiye ederim.

Toplantılarımızın birinde aldığımız bir kararı uygulamaya çalıştıklarında, hoşlarına gitmediklerini fark eden bizim yavrular, ertesi hafta toplantı talep edip, kararı gözden geçirtmeye çalıştıklarında çok ama çooook mutlu olmuş ve gurur duymuştum. 🙂

8. Sevgiyle cezalandırın:

Cezalandırmak illa kızarak olmamalı, tam tersi aslında sevginizle bunu yapabilirsiniz. Doğru ile yanlışı vurgulamak için konuyu etraflıca anlatın ve davranışlarının neden kabul edilemez olduğunu iyice açıklayın. Hislerinizi açıklayarak, bu davranışları sergilediğinde hayal kırıklığına uğradığınızı ve üzüldüğünüzü belirtin. İnanın bana bağırıp çağırmak etkilemezken, sessizce yüzüne bakmak ve üzüntülü bir ifade takınarak “Ben ne diyebilirim ki sana şimdi?” demek çok daha etkili olacaktır.

9. Dinleyin:

Şöyle bir düşünüyorum da, bu konuda büyükler arası iletişimde bile problemler varken, çocuklarımıza bunu uygulamayı nasıl başarabileceğimizi bilemiyorum doğrusu. Kim kimi dinliyor ki bu zamanda? Herkes kendi derdini, fikrini karşı tarafa kabul ettirmenin peşinde. Oysa iyi bir dinleyici olursanız, empati kurma konusunda gelişir ve karşı tarafı daha iyi anlayabilirsiniz. En azında çocuklarımıza bari bu hakkı sunalım ve onları gerçekten dinleyelim.

Ben buna altın kural demek istiyorum. Çünkü inanıyorum ki onları sabırla, sözlerini kesmeden, cümlelerini tamamlamadan, sonuna kadar dinlediğimizde, hem kendilerini ifade etme becerilerini geliştirmelerine yardımcı oluyoruz, hem de kendilerine güvenlerinin artmasına katkı sağlıyoruz. O küçük kafada geçenleri düşünsenize: “Ben anneme/babama ….. konusunu ne güzel anlattım. Hem de çok beğendiler.” ; “Ben büyüklerle aynı ortamda konuşabiliyorum.”

İşte bunlar da bizim gelişmesini istediğimiz şeyler değil mi zaten?

10. Yardımcı olun:

Bir kere şunu da kabul etmemiz gerekir. Büyüyen bir çocuk aslında birçok konuyla aynı anda baş etmeye çalışıyor. Ona destek olmak için her an yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz. İnişli – çıkışlı günlerinde ona rehber olmak ve yön vermek için orada olmalıyız. Unutmayalım ki her çocuk bir diğerinden farklıdır ve ebeveynler olarak kendi çocuklarımızı iyi tanımaya çalışmalı ve onlara nasıl daha iyi yol gösterebileceğimizi kendi yöntemlerimizle bulmalıyız.

Bana göre çocuğumuzun kendine güvenen ve sevgi dolu bir kişilik geliştirmesine yardımcı olacak en temel şey,

ona karşı olan sonsuz sevgimiz ve inancımızdır!