Gittiğiniz her yerde kendinizi nasıl evde gibi hissedebilirsiniz?

Sanırım 1,5 senedir İzmir-Istanbul arasında her hafta yaptığım yolculuğum sayesinde bu konuda edindiğim tecrübelerimi paylaşmak da kişisel gelişim alanına girer diye düşünüyorum. Kısaca bilmeyenler için özetleyecek olursam, her Pazartesi sabah Istanbul’a uçuyor ve Perşembe akşamı İzmir’e dönüyorum. İşim gereği hayatımın bu döneminde bu şekilde çalışmam gerekiyor. Edindiğim bir sürü tecrübe oldu tabii bu süre zarfında ama ben genelde insanların hislerine odaklandığım için o konuda 3 şey  paylaşmak istiyorum.

Ne demiş Japon şair Matsuo Bashō :“Her gün bir yolculuktur ve yolculuğun kendisi evimizdir.” 

İşte size kendimce beni evimde hissettirmesi için bulduğum çözümler:

1. Kalacak güvenli bir yer.

Öncelikle insan olarak her zaman kendimizi güvende hissetmek isteriz. Nasıl asansöre bindiğimizde arkamızın boş kalmasını istemediğimiz için duvara yaslanıyorsak, akşam yattığımız zaman da kafamızın rahat olması gerekiyor. Güvenli bir yerde olmak sadece fiziksel değil aslında psikolojik olarak da iyi hissetmemizi sağlayan bir konu.

O yüzden ben de kendime TEMİZ ve GÜVENLİ bir otel bularak bu konudaki temel sorunumu çözmüş oldum. Zaten aradan 2-3 hafta geçince ve personel size isminizle hitap etmeye başlayınca, ikinci konu olarak bahsedeceğim insanlarla iletişim kısmına gelmiş oluyorsunuz.

2. İnsanlarla iletişim

Her ne kadar size ait bir alanın olması sizi memnun etse de, oda dışında da insanlarla iletişime geçmek bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor. Giriş ve çıkışlarda resepsiyondaki arkadaşla konuşmak, sabah kahvaltısında güleryüzlü birileriyle selamlaşmak inanın sizi oraya ait hissettiriyor. Ayrıca bu ilişki bazı durumlarda faydalı da oluyor, mesela bazen daha güzel bir odaya transfer edilebiliyor veya canınız mutfak kapandıktan sonra birşey istediğinde yapılmasını sağlayabiliyorsunuz. 🙂

3. Kendinize zaman ayırmak

Evden uzakta olmak her ne kadar rahatsız edici bir duygu olsa da, aslında kendinize vakit ayırmak için de müthiş bir fırsatla beraberinde geliyor. Bir düşünsenize, en son ne zaman gerçekten kendi kendinizle kaldınız? Düşüncelerinizi dinlemeye ve içsel konulara odaklanmak için hayatınızda ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz?

İnanın bana (beni tanıyanlar iyi bilir) ben ailesine aşırı düşkün ve onlardan uzak kalmakta çooook ama çok zorlanan bir kişiliğe sahibim. Gün geçmiyor ki eşimi ve çocuklarımı ve de komşularımla yaptığımız müthiş sohbetleri özlemiyorum.

Ama elimden geldiğince bulunduğum ortamda kendime bir düzen kurarak ve konunun pozitif yönlerine odaklanarak, hem kendi kendimle ilgili gelişmeye çalışıyor, hem de şu dünyada geçirdiğim her günün keyfini çıkartmak için çabalıyorum.