“BAŞLANGIÇ”

Uzun zamandır tecrübelerimi ve kendi fikirlerimi sizlerle paylaşıyorum. Bu sefer niyetim liderlik konusunda bir yazı dizisi başlatmak ve sonunda herkesin elinde kendine uygulayabileceği bir çeşit kitapçık oluşturmak.

Malum çevremizde yönetici olan fakat liderlik konusunda kendini yeterince geliştirememiş bir sürü insan var. Kimse yanlış anlamasın, ben iyi bir “Lider“olduğumu iddia etmiyorum, ama en azından olabilmek için yaptığım, takip ettiğim ilkeleri veya süreçleri paylaşarak belki başkalarının da faydalanabileceğini düşündüğümden bu paylaşımı başlatıyorum. Sizlerden gelecek yorumlarla da desteklemeyi, geliştirmeyi umuyorum.

İşte başlıyoruz…

Bana göre iyi bir lider, çevresindekileri öncelikle iyi yönetmeli, onların potansiyelini ortaya çıkartmalı, teşvik, takdir konularında da becerikli olmalıdır. “Lider olarak doğulmaz, olunur!” inancındayım ve sadece bazı kişilerin bu özellikleri keşfetmeye daha yatkın olması sebebiyle avantajlı olduklarını, bunun için de öncelikle kendinizi tanımanız, anlamanız, çevrenizdeki kişi ve olayların farkına varmanız, kendinizi başkalarının yerine koyabilmeyi başarmanız gerektiği düşüncesindeyim. Tüm bunlar elbette öğrenmeye hevesli bir yapıya ihtiyaç duyar, eleştiriyi değerli bulan ve başkalarının fikirlerini dinleyebilecek kadar olgunlaşmış bir ruh ister.

İşte bu noktaya gelebileceğini hisseden kişiler için belli adımlardan geçerek, kendi gerçek potansiyellerine ulaşarak, içindeki lideri ortaya çıkarabileceklerine inanıyorum. Bunun kolay bir yolculuk olduğunu söylemiyorum, her adımında kişisel çabanın hat safhada olması gerekecek ama sonuç elde etmeye başladığınızdaki hazzı çok farklı olacak. Bu keşif yolculuğunuzda önemli olan yeni bir şeyleri görmek, anlamak, kabul etmek ve bunlarla etkileşime girmek için yolunuzu belirlemek, kısaca bir “Vizyon” edinmektir.

Gelelim işin aksiyon boyutuna. Sizden uygulamanızı istediğim ilk şey şu:

1-Hergün işten sonra çıkmadan önce kendinize bir 5 dakika ayırın ve aslında söylemek isteyip de söyleyemediğiniz birşey var mıydı bir yere not edin. Bunu genelde şöyle anlayabilirsiniz, eğer bir konuda 1-2 kez birşey söylemeye yeltendiyseniz ama geri adım attıysanız yada söylediğiniz şeyi karşı taraf anlamadı ve 1-2 kez tekrar açıklamak zorunda kaldıysanız, işte aradığınız şey budur.

2-Şimde de o söylediğiniz şeylerin arkasındaki asıl duygu neydi onu bir düşünün, sizi hangi duygular bu konuda bu şekilde konuşmaya itti? Bunları da bir kenara yazın.

3-Peki bu konuşmanın sonucunda ne elde ettiniz? İstediğiniz şekilde ifade edip, istediğiniz sonucu elde edebildiniz mi? İstediğiniz noktaya gelemediyseniz sebepleri ne olabilir? Duygularınızın o ana etkisi neydi?

4-Her hafta Cuma gününün sonunda ise şunlara bakın:

  • Kendinizi en motive ve de-motive hissettiğiniz zamanlar hangileriydi?
  • Kimin fikri KENDİNİZ İÇİN ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ ŞEYİ değiştirerek farklı bir davranışta bulunmanıza sebep oldu?

Amaaaan Ömür, kim bu telaşın içinde koşturmacayla uğraşırken oturup bunları düşünecek veya not alacak dediğinizi duyar gibiyim. 🙂 eee ben kolay olmayacak demiştim, ama şöyle de örnekler vereyim:Sigara içenler 5 dakika vakit ayırmanın yolunu bulabilir belki de işten çıkmadan son sigarayı içerken buna odaklanır, servis ile eve gidenler zamanı değerlendirmenin iyi bir yolu olarak bunu kullanır, arabayla eve gidenler radyo dinlemek yerine önce bu konuda düşüncelere dalar…

Ben nasıl yapacağınıza karışmak istemiyorum, siz de gelişmek istiyorsanız bir yöntem de bu diyerek, size yardımcı olması açısından öneriler sunuyorum.

Basit bir şekilde kayıt edebilmek adına da isterseniz aşağıdaki şu tabloyu kullanabilirsiniz:

 

Tüm bunları bir sonraki yazıma kadar uygulamaya çalışın. Davranışlarınızdaki etkileri ölçün ve bakın bakalım sizin etrafınızda olan biten şeyler sizi nasıl etkiliyor? Yorumlarınızı benimle paylaşmak isterseniz bana her zaman omur.oztas@mindshouse.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,